letiim   Reklam   Kurumsal 
İbadet yada günahın imana etkileri

 

Yapılan ibadet ya da işlenen bir günah imanı artırır ya da eksiltir mi?

       İman inanılması gereken hususlar açısından artmaz ve eksilmez. Bir kimse, iman esaslarının tümünü kabul edip de, bir ya da birkaçına inanmazsa, iman etmiş sayılmaz. Bu durumda, iman gerçekleşmediğinden, artması ve eksilmesi söz konusu değildir. Ancak güçlü ve zayıf olmak açısından farklılık gösterir; kiminin imanı kuvvetli, kiminin zayıftır.

       İmanda bu çeşit farklılığın bulunduğuna Kur'an-ı Kerim'de işaret edilmiştir: “Herhangi bir sure indirildiğinde, içlerinden (alaylı bir şekilde) 'bu hanginizin imanını artırdı?' diyenler olur. İman etmiş olanlara gelince, inen sure onların imanını artırmıştır.” (Tevbe 9/124); “O, inananların imanlarını kat kat artırmaları için kalplerine huzur ve güven indirendir.” (Fetih 48/4); “Allah'ın ayetleri kendilerine okunduğu zaman (bu) onların (mü'minlerin) imanlarını artırır.” (Enfal 8/2)

   Buna göre kişi günah işleye işleye imanını zayıflatmaktadır. Aynı şekilde kişi hayır işleye işleye ibadet ede ede de imanı artar.

 

Bulduğumuz eşyayı ya da paraya dinen ne yapmamız gerekir?

     Başkalarının rızası olmadan mallarını ellerinden almak caiz olmadığı gibi, kaybettikleri mal ya da eşyayı alıp sahiplenmek de caiz değildir.

     Bir kimse bir yerde bir miktar para veya eşya bulsa onu sahibine vermek üzere alabilir. Ancak kendine mal edinmek üzere alması başkasının malını gasp etmek hükmündedir. Buluntu eşya konusunda takip edilecek yöntem şöyledir:

     Bulunduğu yerde bırakıldığı takdirde telef olmasından korkulan bir şeyi sahibine vermek üzere almak vacip; telef olmayacak şeyleri almak ise mubahtır.

     Bir kimse bulduğu bir şeyi alırken, onu sahibine teslim etmek üzere aldığına çevresindekileri şahit tutar. Bulunan eşyanın sahibi çıkar ve onun kendisine ait olduğunu ispat ederse eşyayı ona teslim eder.

       Buluntu eşya, onu sahibine vermek üzere alanın yanında emanet durumundadır. Bir kusuru olmaksızın bu mal kaybolsa veya telef olsa, sahibi çıktığında bedelini ona ödemekle yükümlü olmaz.

       Buluntu eşyayı elinde bulunduran kimse bunu malın değerine göre uygun görülen bir süre ilan eder ve bekler. Sahibi çıkmazsa o malı yoksul kimselere sahibi adına tasadduk eder.

 

Hamile bir bayanın namazını oturarak kılması caiz mi?

      Hastalığından dolayı namazda rükû ve secde yapamayan kişi oturduğu yerden kolayına geldiği şekilde, mesela bağdaş kurarak veya ayaklarını yana veya öne doğru uzatarak oturup namazını kılar. Ayaklarını yana veya kıbleye uzatarak da olsa yere oturamayan kişi, ayakta veya tabure, sandalye, sedir vb. yerlere oturarak namazını îmâ ile kılabilir.

       Hamile olan bayan, namazda rükû ve secde yapması kendisine veya karnında çocuğuna zarar verecekse, o zaman nasıl kılabiliyorsa öyle kılar. Yukarıda ifade edildiği şekillerden birisi ile kılamıyorsa o zaman sandalyede oturarak namazını kılar.

 

Tebe-i Tabiin kimdir?

      Resulullaha iman etmiş olarak tabiînden bir veya birkaçıyla karşılaşan ve Müslüman olarak ölen kimseler. Bu tabir ilk gününden itibaren Ümmet-i Muhammediyye'nin, bizzat Resulullah 'ın mübarek ağızlarıyla hayırlılığını bildirdiği ilk üç neslin üçüncüsüdür.

Kabe’den sonra yer yüzünde inşa edilen ibadet mekanı neresidir?

       Mescid-i Haram'dan sonra yeryüzünde ilk inşa edilen ibadet mekanı mescid-i Aksadır. Mescid-i Aksâ, Müslümanların ilk kıblesi,  Hz. Peygamber'in İsra olayında geldiği, miracın başladığı, Hz. İsa’ya kadar birçok peygamberin namaz kıldığı ve Allah'tan vahiy aldığı bir mesciddir.

 

Günün Ayeti

Her kim Rahman olan Allah'ın zikrinden yüz çevirirse biz ona bir şeytan musallat ederiz.

 

Günün Hadisi

“İnsanoğlunun etrafını doksan dokuz çeşit belâ çevirmiştir. Bunların hepsinden kurtulsa bile, yakasını ihtiyarlığa kaptırır”

 (Tirmizî, Kıyamet 22).

 

Günün Duası

Allah’ım hesabını veremeyeceğim ya da hesabını verirken zorlanacağım malı bana nasip etme.

 

Günün sözü

Mazlumlar ayağa kalkmadıkça zalimler diz çökmez.

 

Bunları biliyor muyuz?

İşrak vakti nedir?

    Güneş doğduktan sonra, ufuk hattından 50 yükselmesinden itibaren başlayan zamana işrak vakti denir. Halk arasında güneşin bir mızrak boyu yükselmesi şeklinde tabir edilmektedir.

 

Günün Nüktesi

Padişah ile İhtiyar…

       Çok soğuk bir kış günü, padişah, tebdili kıyafet gezmeye karar vermiş. Yanına baş vezirini alıp yola çıkmış. Bir dere kenarında çalışan yaşlı bir adam görmüşler. Adam elindeki derileri suya sokup, döverek tabaklıyormuş.
Padişah, ihtiyarı selâmlamış:
“Selamünaleyküm ey pir’i fani…”
“Aleykümselam ey serdar’i cihan…”
Padişah sormuş.
“Altılarda ne yaptın?”
“Altıya altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor…”
Padişah gene sormuş.
“Geceleri kalkmadın mı?”
“Kalktık. Lâkin, ellere yaradı.”
Padişah gülmüş.
“Bir kaz göndersem yolar mısın?”
“Hem de ciyaklatmadan…”
Padişahla başvezir adamın yanından ayrılıp yola koyulmuşlar. Padişah başvezire dönmüş, ” Ne konuştuğumuzu anladın mı?” diye sormuş.
“Hayır padişahım…”
Padişah sinirlenmiş.
“Bu akşama kadar ne konuştuğumuzu anlamazsan kelleni alırım.”
Korkuya kapılan başvezir, padişahı saraya bıraktıktan sonra telâşla dere kenarına dönmüş. Bakmış adam hâlâ orada çalışıyor.
“Ne konuştunuz siz padişahla…”
Adam, başveziri şöyle bir süzmüş.
“Kusura bakma. Bedava söyleyemem. Ver bir yüz altın söyleyeyim.”
Başvezir, yüz altın vermiş.
“Sen padişahı, serdar’i cihan, diye selâmladın. Nasıl anladın padişah olduğunu?”
“Ben dericiyim. Onun sırtındaki kürkü padişahtan başkası giyemezdi.”
Vezir kafasını kaşımış.
“Peki, altılara altı katmayınca, otuz ikiye yetmiyor ne demek?”
Adam, bu soruya cevap vermek için de yüz altın almış.
“Padişah, altı aylık yaz döneminde çalışmadın mı ki, kış günü çalışıyorsun, diye sordu. Ben de, yalnızca altı ay yaz değil, altı ay da kış çalışmazsak, otuz iki dişimize yemek bulamıyoruz dedim.”
Vezir bir soru daha sormuş…
“Geceleri kalkmadın mı ne demek?”
Adam yüz altın daha alarak cevaplamış: “Çocukların yok mu diye sordu. Var, ama hepsi kız. Evlendiler, başkasına yaradılar, dedim.”
Vezir gene kafasını sallamış.
“Bir de kaz gönderirsem dedi, o ne demek…”
Adam gülmüş. “Onu da sen bul…”

 


Tarih : 05.02.2013 18:55:13


Facebook'ta Paylaş

Gönderen Email Adresi :

Arkadaşınızın Email Adresi :


Yorum Ekle Tüm Yorumları Oku




Diğer Yazılar

Yazar Girişi
İslam’da mezar şeklinin bir standardı var mı?
Esnaf malını istediği fiyata satabilir mi
Azrailin Güzelliği
KUL HAKKI NAMAZI
İnsanlar cennette veya cehennemde sonsuz mu kalacak?
Dünyaya gönderilen Peygamber sayısı belli mi
Dinin haram saydığı yollarla kazanılan para ile cami inşa etmek caiz mi
Cuma saatinde alışveriş yapmak kimler için yasaktır
İnsanın ölüm esnasında gözlerinin açık kalmasının hikmeti nedir?
Gayrı Müslime Allah iman versin demek caiz mi?
1 2 3 4 5 6 Sonraki >>
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan

Copyright Anamur Haberci - 2014 | admin
anamurhaberci@gmail.com
Dolu MEDYA - Esentepe Mah. Atatürk Bulvarı Şekerbank Arkası Türk Telekom Yanı Nasibe Erdem Apt. No:8 Kat:1-2 Anamur/MERSİN
Tel: 0.324.814 24 24 - GSM:0 531 828 64 64

Hit : 45049083 | Dn : 39605 | Bugn : 30887

Livanet Professional Design