800x110 Reklam alan
 letiim   Reklam   Kurumsal 
Suhuf ne demektir ve kimlere verilmiştir?
 Allah’ın dört kitaptan başka Cebrail vasıtasıyla bazı peygamberlere gönderdiği sahifelere Suhuf denir. Hz. Adem’e 10, Hz. Şit 'e 50, Hz. İdris 'e 30, Hz. İbrahim 'e ise 10 Suhuf gönderilmiştir. Bu suhuflar da dört hak kitap gibi Allah’ın kelamı ve vahyidir. Ama Kur’an-ı Kerim dışındaki kitaplar gibi tahrif edilmiş ve hükümleri kaldırılmıştır.
    Müslüman’a düşen bu suhuflara ve dört kitaba iman etmek ama uygulamada günümüzde sadece Kur’anı Kerimi baz almaktır. 
 
Seccadesiz kılınan namaz geçerli olur mu?
       Temiz olan her yerde namaz kılınır. Hz. Peygamber bu hususta şöyle buyurmaktadır. “Yeryüzü bana mescit kılındı.” Dolayısıyla namaz kılarken illaki seccadenin üzerinde namaz kılmak zorunda değiliz. Dağda, bayırda, çimende, temiz toprakta ya da evde temiz bir halının üzerinde… Namaz kılmada hiçbir sakınca yoktur. Yeter ki namaz kılınan mekan temiz olsun, üzerinde bir pislik, necaset olmasın. 
      Durum bu olmakla beraber seccadenin üzerinde namaz kılmak daha iyi ve güzeldir. Hele evdeysek seccadenin üzerinde kılmamız daha doğru olur.
 
Ayakta namaz kılamayan kişi namazını nasıl kılar?
       İslâm dini kolaylık dinidir. İslam dininde sorumluluklar ve görevler kulun gücüne göredir. Bu nedenle hastalık, kişinin ibadeti için hafifletme ve kolaylaştırma sebebi sayılmıştır.
       Ayakta namaz kılmaya gücü yetmeyen veya ayakta durmakta zorlanan kimse oturarak namazını kılabilir. Rükû veya secde etmeye gücü yetemeyen kimse ima ile namazı kılabilir. Bu şekilde namaz kılan kişi rükû için başı biraz eğer, secde için ise rükûdan biraz daha fazla eğer.  Oturarak namaz kılamayan, sırt üstü yattığı yerde imâ eder. Bir kişi ayakta durmaya gücü yettiği halde, rüku ve secdeye gücü yetmiyorsa niyetini ve kıratını ayakta yapar, ayakta yapamadıklarını ise oturarak yapar. 
     Kişi ima ile de namaz kılamıyorsa Şafii mezhebine göre en son nokta olarak kalbi ile namaz kılar.
 
Bayanın başı açık olduğunda eve melekler girmez inancı doğru mu? 
      Müslüman bir kadın kendisine dinen yabancı olan erkeklerin yanında her zaman ve her yerde başını örtmek zorundadır. Ama kadınların arasında veya evde babasının, erkek kardeşlerinin, amca veya dayısının, kayınpederinin… yanında başını örtmek zorunda değildir. Çünkü bunlarla evlenmesi caiz değildir. Dolayısıyla bunlara karşı saçını açmasında bir sakınca yoktur.
  Nitekim Allah Teâlâ Nur Suresinin 31. ayetinde mealen şöyle buyurmaktadır: “Mümin kadınlara söyle: Gözlerini haram­dan sakınsınlar, iffetlerini korusunlar, kendiliğinden görünen kısım dışında süslerini göstermesinler; başörtülerini yakalarının üzerini de kapayacak şekilde salsınlar. Babaları, kayınpederleri, oğulları, kocalarının oğulları, kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), cariyeler, erkekliği kalmamış tabiler (yani yardıma muhtaç hale gelmiş ve erkekliği kalmamış yoksul ve düşkünler) ya da kadınların mah­rem yerlerini henüz anlayacak çağa gelmemiş çocuklardan başka­sına süslerini göstermesinler. Gizli güzelliklerinin belli olması için ayaklarını vurmasınlar.”
     Kadınların evin içinde namahrem bir kimse yoksa yani yabancı bir kişi yoksa başlarının açık kalmasında bir sakınca yoktur. Sakınca olmadığı gibi aynı zamanda meleklerin eve girmesine de engel değildir. Yani kadın başı açık olduğunda melekler eve girer.
 
 
Tartışma esnasında kocanın hanımına babanın evine git demesi nikaha zarar verir mi?
 Boşama lafızları sarih ve kinaye olmak üzere ikiye ayrılır. Sarih demek: Kişinin açık ve net olarak hanımını boşaması ve sözünün başka anlama gelememesi demektir. “ Seni boşadım” demek gibi.  Kinaye ise: Söylenen sözün iki anlama gelmesi demektir. Yani hem boşamaya hem de başka bir manaya gelmesi demektir. Şayet kinayeli bir sözde koca boşamayı kastetmiş ise nikah düşer boşama geçerli olur. Ama koca sözünde boşamayı kastetmemiş ise o zaman boşama meydan gelmemiş olur.
      Dolayısıyla “babanın evine git” sözü de kinayeli bir sözdür. Böyle bir söz boşama için söylenmiş ise, yani ben seni boşadım ben seni istemiyorum onun için babanın evine git anlamında söylenmiş ise bu boşama olmuştur, nikah düşmüştür.  Babanın evine git sözü boşamak niyeti ile söylenmemiş ise o zaman da boşama olmaz nikah yerinde kalır.
 
 
Günün Sözü
Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır
 
Günün Ayeti
Siz bir şeyden hoşlanmazsınız ama Allah sizin hoşlanmadığınız o şeyde bir çok hayır yaratmış olabilir
 
Günün Hadisi
Veren el alan elden hayırlıdır. Çünkü veren el, infak edici, alan el ise isteyici eldir
 
Günün Duası
Allah'ım! Bütün işlerimizin sonucunu güzel eyle, dünyada ve ahirette rezil olmaktan bizi koru.
 
Bunları biliyor muyuz?
Amel defteri nedir?
İnsanın dünya hayatında yaptığı iyi ve kötü bütün işlerin sözlerin kayıt edildiği defter. Bu defter sesli bir film misali insanın her türlü hâl ve hareketini, konuşmalarını zapt eden bir defterdir. Bu kayıt ve zabıtlarla insan ahirette hesaba çekilecek, bu defter insanın leh veya aleyhinde bir şahid olacaktır.
 
Günün Nüktesi
Talaş-Telaş
    Sultan III. Mustafa 'telaş' ile 'talaş'ı birbirine karıştırırmış. Her zaman 'talaş'a 'telaş'a da     'talaş' dermiş.
     Kendisini bu hususta uyarmak istemişler; ama buna kimse cesaret edememiş. Saraydakiler uygun bir şekilde bu konuda Padişahı uyarmayı planlıyorlarmış.
Bu sırada Padişahın Nedimi: "Ben bu işi hallederim, siz merak etmeyin; ama bana bir hafta müsaade edin. Eğer beni Padişahımız soracak olursa, 'Bir kaza geçirdi, evi yanıyordu, kendisi kurtuldu kurtulmasına ya biraz rahatsız. Birkaç güne kadar gelir,' deyin," demiş. Ve Nedim bir hafta sonra saraya gelip Padişahın huzuruna çıkmış. Padişah:
"Geçmiş olsun, bir kaza geçirmişsiniz, anlat bakalım nasıl oldu?" diye sormuş.
Nedimi, planını şöyle uygulamaya koymuş: "Refikam bir gün patlıcan kızartmaya başlamış. Talaşları yığarak tutuşturmuş. Talaşlar birden alev alınca hanımı bir telaş almış ki, sormayın. Ne yapacağını bilemez olmuş. Talaşlar yanınca bizimki telaşlanmış, bizimki telaşlandıkça talaşlar alevlenmiş. Neyse efendim, alev alev talaş, bizim hanımda ise yine öylesine bir telaş ki..." Padişah Nedimin sözünü keserek şöyle demiş: "Canım, hanımın o kadar talaş etmeseydi, telaşlar bu kadar tutuşmazdı ki."

Tarih : 22.10.2010 20:44:58   (Bu haber 8123 kez okundu.)


Facebook'ta Paylaş

Gönderen Email Adresi :

Arkadaşınızın Email Adresi :


Yorum Ekle Tüm Yorumları Oku




Diğer Yazılar

Yazar Girişi
Safer ayının uğursuz ve musibet ayı olduğu söylentisi doğru mudur?
Müslüman olmadan vefat etmiş kişiye dua etmek caiz mi?
Günah işleyen akrabalarla selamı sabahı kesmek caiz mi?
Anne baba çocuklarına haram bir işi yaptırabilir mi?
Cemaatin çoğalması için cuma namazı geciktirmek caiz mi?
Sorgu melekleri ölüye ahirette gideceği yeri söyler mi?
Müslüman Olmayan Ebeveynin Müslüman Olan Ebeveyn Gibi Çocuğu Üzerinde Hakkı Var Mı?
Muharrem ayının ne gibi özellikleri vardır?
Çocukların üzerine yapılan yemin dinen yemin sayılır mı?
Borç verdiğimiz altın değer kaybetmişse kaybımızı alabilir miyiz?
1 2 3 4 5 6 Sonraki >>
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan
180x300 Reklam alan

Copyright Anamur Haberci - 2014 | admin
anamurhaberci@gmail.com
Dolu MEDYA - Esentepe Mah. Atatürk Bulvarı Şekerbank Arkası Türk Telekom Yanı Nasibe Erdem Apt. No:8 Kat:1-2 Anamur/MERSİN
Tel: 0.324.814 24 24 - GSM:0 531 828 64 64

Hit : 55413166 | Dn : 48468 | Bugn : 16275

Livanet Professional Design